Erteleme Alışkanlığını Kırmanın 11 Yolu
Erteleme tembellik değil, bir duygu yönetimi sorunudur. İşi küçültmekten ortamı düzenlemeye, mükemmeliyetçiliği aşmaktan ilerlemeyi görünür kılmaya kadar işe yarayan yöntemler.
Derya Ilgaz 4 dk okuma
Erteleme, çoğu insanın kendisini suçladığı ama nedenini pek çözemediği bir alışkanlıktır. Yapılması gereken iş bellidir, süre daralmaktadır, kişi bunun farkındadır ve yine de başlayamaz. Bu tabloya bakıp "tembellik" demek kolaydır, ancak açıklama gücü zayıftır; çünkü aynı kişi başka alanlarda saatlerce yoğun çalışabilir. Ertelemenin arkasında genellikle zaman yönetimi değil, duygu yönetimi vardır.
Bir işe başlayamamanın altında sıklıkla o işin uyandırdığı rahatsızlık yatar: belirsizlik, başarısızlık korkusu, sıkılma ya da nereden başlayacağını bilememe. Zihin bu rahatsızlıktan kaçmak için anlık olarak daha keyifli bir uğraşa yönelir. Günün ilk saatlerini yapılandırmak bu kaçış döngüsünü kırmanın en etkili yollarından biridir ve sabah rutininin verimliliğe etkisi tam da burada devreye girer. Aşağıda erteleme alışkanlığını kırmanın somut yöntemlerini ele alıyoruz.
Ertelediğiniz şeyi değil, kaçtığınız duyguyu tanımlayın
Bir işe başlayamadığınızda kendinize "bu işin hangi yanı bana zor geliyor" diye sormak, çözümü doğrudan daralt. Cevap çoğu zaman işin tamamı değil, belirli bir parçadır: bir telefon görüşmesi, hangi dosyayı açacağınızı bilmemek ya da sonucun beğenilmeyeceği düşüncesi. Rahatsızlığın kaynağı adlandırıldığında, ona özel bir çözüm üretmek mümkün olur.
İşi utanç verecek kadar küçültün
"Raporu yazacağım" bir görev değil, bir projedir ve zihin projeleri erteler. Buna karşılık "belgeyi açıp başlığı yazacağım" küçük ve net bir eylemdir. İlk adımı bu kadar küçültmek saçma gelebilir, ama işe yarar; çünkü başlamanın kendisi genellikle en yüksek eşiktir. Başladıktan sonra devam etmek, başlamaktan çok daha kolaydır.
Kısa süre sözü verin
Kendinize sadece on beş dakika çalışma sözü vermek, zihnin savunmasını düşürür. Bu sürenin sonunda bırakma hakkınız gerçekten olmalıdır; aksi hâlde yöntem kısa sürede güvenilirliğini yitirir. Pratikte çoğu kez on beş dakika dolduğunda devam etmek istediğinizi fark edersiniz. Etmezseniz de gün boyu hiç dokunmamış olmaktan iyidir.
Bir sonraki adımı hep yazılı bırakın
Çalışmayı bitirirken bir sonraki oturumda ne yapacağınızı tek cümleyle not etmek, ertesi gün başlarken karşılaşacağınız belirsizliği ortadan kaldırır. Belirsizlik, ertelemenin en sık tetikleyicilerindendir. Masaya oturduğunuzda ne yapacağınıza karar vermek zorunda kalmamak, harcanan zihinsel enerjiyi belirgin biçimde azaltır.
Zor işi günün en berrak saatine koyun
Herkesin zihinsel olarak en verimli olduğu bir zaman aralığı vardır. Çoğu kişide bu, uyandıktan sonraki birkaç saattir. En zor ve en çok kaçınılan işi bu aralığa yerleştirmek, iradenin en güçlü olduğu anı doğru yere harcamak demektir. Kolay ve mekanik işleri ise dikkatin düştüğü öğleden sonra saatlerine bırakmak mantıklıdır.
Ortamı iradeye tercih edin
Dikkat dağıtıcı unsurlarla irade yarışına girmek yorucu ve genellikle kaybedilen bir mücadeledir. Telefonu başka bir odaya bırakmak, bildirimleri tamamen kapatmak ve masada yalnızca o işe ait malzemeyi bulundurmak, saatlerce süren bir kararlılıktan daha etkilidir. Ortamı bir kez düzenlemek, aynı kararı gün boyu tekrar tekrar vermekten çok daha ucuzdur.
Mükemmeliyetçilik ertelemeyi besler
Çok iyi bir sonuç çıkarma baskısı, başlamayı imkânsız hâle getirebilir. Bu durumda çözüm, ilk turda kötü bir taslak üretmeyi bilinçli olarak hedeflemektir. Düzeltilecek bir metin, boş bir sayfadan her zaman iyidir. Aynı yaklaşım sunum, tasarım ve planlama işlerinde de geçerlidir: önce kaba bir sürüm, sonra iyileştirme.
Beş dakikada biten işi biriktirmeyin
Küçük işler tek başına yük oluşturmaz, ama listede birikince bir ağırlığa dönüşür ve zihinsel alanı işgal eder. Karşınıza çıkan ve birkaç dakikada bitecek işleri hemen halletmek, listeyi ve zihni birlikte hafifletir. Bu kural yalnızca gerçekten kısa işler için geçerlidir; her işi "hemen" yapmaya çalışmak asıl işi bölmeye yol açar.
Kendinizi cezalandırmak işe yaramıyor
Erteledikten sonra hissedilen suçluluk, bir sonraki denemeyi kolaylaştırmaz; aksine işle ilgili olumsuz duyguyu artırarak döngüyü besler. Kaçırılan bir günü büyütmeden, "bugün olmadı, şimdi on beş dakika" diyerek devam etmek çok daha verimli bir yaklaşımdır. Kendine karşı makul olmak, disiplinin karşıtı değil ön koşuludur.
İlerlemeyi görünür kılın
Uzun süren işlerde ilerleme hissedilmediğinde motivasyon hızla düşer. Yapılanları kısa bir listeye işlemek, günün sonunda somut bir karşılık verir. Sadece yapılacaklar listesi tutmak çoğu zaman bitmeyen bir borç hissi yaratır; buna karşılık "bugün yaptıklarım" listesi tersi yönde çalışır ve ertesi güne başlama isteğini artırır.
Dış bir çıpa kurun
Kimseye söz verilmemiş işler en kolay ertelenenlerdir. Bir arkadaşınıza haftalık ilerlemenizi bildirmek, birlikte çalışılan sabit bir saat belirlemek ya da işin bir bölümünü başka birinin beklediği hâle getirmek, dışarıdan hafif bir baskı yaratır. Bu baskı kişiyi zorlamaktan çok, kararı yeniden verme ihtiyacını ortadan kaldırır.
Erteleme, iradenin yetersizliğinden çok işin nasıl kurulduğuyla ilgilidir. Görev yeterince küçük, ortam yeterince sade ve ilk adım yeterince net olduğunda başlamak kendiliğinden kolaylaşır. Bu düzeni bir kez kurduğunuzda, her sabah kendinizle pazarlık etmek zorunda kalmazsınız.